REKTÖR ULCAY YETER ARTIK! TUZ KOKTU.

REKTÖR  ULCAY  YETER  ARTIK!  TUZ  KOKTU.

 

Uludağ Üniversitesi, mevcut yönetim altında, Rektör Ulcay’ın atandığı 26 Şubat 2015 tarihinden bu yana en baskıcı dönemlerinden birini yaşamaktadır. Kayırmacılık, usulsüzlük ve beceriksizlik, rektörlük icraatlarına damga vuran özellikler olarak öne çıkmaktadır.  Akademik ve idari personelin yanı sıra öğrenciler de çeşitli engelleme, kovuşturma ve her fırsatta verilen cezalarla yıldırılmaya, sindirilmeye çalışılmaktadır.

Rektörlük seçimi sırasında Birlik grubu adayı olan, Rektör Yusuf Ulcay’ın rakip aday hakkında YÖK’e ve Cumhurbaşkanlığına son derece yakışıksız karalama mektupları gönderdiği bilinmektedir. Rektörlük seçimlerinde 576 oyla birinci sırada yer almış olan adayın yerine, onun yarısı kadar (265) oy ile atanmıştır.

Rektör Ulcay, rektör olmadan önce Bursa Teknik Üniversitesinde rektör yardımcılığı ve 667 sayılı KHK ile kapatılan Bursa Orhangazi Üniversitesiyle sürekli ortak çalışmalar ve projeler yapmış bir kişidir. Yine 667 sayılı KHK ile kapatılan BUGİAD bünyesinde konferanslar verdiği ve bu yapı ile sıkı ilişkilerinin olduğu bilinmektedir.2009 yılında, FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesi ile sonradan tutuklanan kişilerle birlikte, Yusuf Ulcay’ın, bir sendika tarafından Yılın Akademisyeni ödülü alması da dikkat çekicidir. Aynı ödül töreninde FETÖ/PDY’nin yayın organı olan ve bu nedenle kapatılan Samanyolu TV’ ye ödül verilmiştir.

Rektör Ulcay, FETÖ/PDY aidiyeti, iltisakı, irtibatı olan ve olabilecek kişileri soruşturmamak ve açığa almamak ve hatta yönetici pozisyonlarına atamak yönündeki tutumuyla FETÖ/PDY ile yakınlığını ortaya koymaktadır. FETÖ/PDY ile ilişkisi bilinen kişileri 15 Temmuz 2016 sonrasında da görevlerine devam ettirmiş, 15 Temmuz sonrası gözaltı ve tutukluluk geçmişi olan kişileri kuruma dışarıdan transfer etmiştir. Oysa Rektör Ulucay FETÖ/PDY ilişkisi var diye açığa aldığı Personel ve çalışanlar hakkında ilk etapta 78 kişi hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17/04/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, sonrada 40 kişi hakkında da Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 12/05/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı var. Bu durumda gösteriyor ki Ulucay asıl meseleyi sulandırmaktadır.

Rektör Ulcay ve Malum Sendika ile birlikte hareket eden bazı yöneticiler, yönetime geldikten kısa bir süre sonra; liyakat ile yönetici pozisyonlarına gelmiş ve önceki çok sayıda rektörle görev yapmış olan 8 daire başkanı, çok sayıda şube müdürü ve memurların görev yerlerini, ''hiçbir gerekçe belirtmeden, birlikte çalışmayı denemeden'' değiştirmiştir. Rektör Ulcay, İdare Mahkemesinin bu personel hakkındaki YÜRÜTMEYİ DURDURMA'' kararını uygulamamak için, kararı şeklen sadece 1 gün uygulamak, kişileri kadro-pozisyon ve hizmet birikimlerine uymayan birim ve pozisyonlarda görevlendirmek şeklinde cezalandırma ve mobbing uygulamakla uğraşmıştır ve hep uğraşmaktadır.  Üst yönetim tarafından görevden alınan idari yöneticiler yerine, liyakate bakılmadan ve hatta vekalet şartlarını taşımayan malum sendika üyesi ve yöneticisi memurlar görevlendirilmiştir.

2447 Sayılı Yüksek Öğretim Kanun’un 13. Maddesi rektörlerin en çok üç yardımcı ile çalışması şartını getirmiş olmasına rağmen, Rektör Ulcay kendisine tedviren iki rektör yardımcısı daha atamıştır, hukuksuz ve keyfi biçimde toplam beş rektör yardımcısıyla çalışmaktadır. 

Rektörü olduğu Üniversite’nin öğrenci ve öğretim üyelerine örnek olması gereken bir makamda bulunan Rektör Ulcay’ın, kendi adıyla açmış olduğu medya (facebook) hesabı üzerinden, Üniversitenin öğretim üyelerine gazetecilere, siyasetçilere ve sanatçılara küfürlerle saldıran, uygunsuz paylaşımlarda bulunduğu bilinmektedir. Geçen yıl olay genel ve yerel basına yansıyınca bu hesabını hiçbir özür ve açıklamaya gerek duymadan kapatmıştır.

Yakın zaman önce, Uludağ Üniversitesi yerleşkesinde çok sayıda fıstık çamı kesilerek açılan yolda çıkan antik mezarlığın tahrip edildiği ve ilgili kurumlara haber verilmediği ortaya çıkmıştır. Rektör Ulcay’ın konudan haberdar olmasına rağmen göz yumduğu iddia edilmektedir ve bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.

Rektör Ulcay’ın yönetiminde, cemaatten olmayan üniversite mensuplarının sorgulayan, araştıran, eleştiren hiçbir muhalif görüşe ve etkinliğe izin verilmez ve ifade edenin cezalandırılmasıyla sonuçlandırırken, dini ağırlıklı ve milliyetçi etkinlik ve beyanatlar teşvik edilmektedir. Bir örnek: İİBF’nin vekil Dekanı Prof.Dr. Tayyar Arı, Aladağ’da 12 öğrencinin öldüğü yurt yangınını “kader” olarak niteleyen görüşleriyle, TV kanallarında Uludağ Üniversitesini temsil etmeyi sürdürmektedir.

Rektör Ulucay yerleşke içine yap, işlet,  devret  yöntemi ile lojman yapılacağı bahanesi ile ranta açma girişim projeleri vardır.  Nilüfer Belediyesi tarafından ilçede uygulanan bisikletle ulaşım ve bisiklet yolu uygulamasının yerleşke içinde uygulamasına Rektör Ulucay engel olmuş, yaptırmamıştır.

Uludağ Üniversitesinin, 2017 yılı için Kalkınma Bakanlığı’ndan 75 milyon TL’lik yatırım bütçesi alarak, 2016 yılındaki bütçesini yüzde 80 oranında arttırdığı bilinmektedir. Buna karşın, yeni yapılmış olan Sağlık bilimleri fakültesinde, başlangıçta 4 amfi planlanmış, sonradan, “para yok” gerekçesiyle yalnızca bir amfiyle yetinilmiştir. Depreme dayanıksızlığı tescillenmiş ve her an yıkılma riski altında olduğu için memurların hayati tehlike altında çalıştıkları Rektörlük ek binası ve postane binaları, hiçbir dikkate ve bütçe ayrılmasına değer görülmemektedir. Buna karşılık, Rektör Ulcay, Uludağ Üniversitesine 20 bin kapasiteli ve 4 minareli cami yapımını birincil sorumluluğu haline getirmiş görünmektedir. Yerleşke içinde toplam 10 bin metrekare alana yayılacak olan külliye için, “Üniversitenin tüm Bursa’ya hizmet edecek bir eser kazandırmanın ve İslami bir nişan bırakacak olmanın gururunu yaşadığı” belirtilmektedir. Böylece üniversite kavramına, şehre “dini hizmet vermek ve geleceğe İslami bir nişan bırakmak” gibi görevleri eklemiş bulunmaktadır.

Rektör Ulcay öncesi ve şimdiki Uludağ üniversitesinin durum arasındaki olumsuz değişimi yapılan ulusal ve uluslararası araştırmalar açıkça göstermektedir.

 (TÜMA) 2017 yılı verilerine göre 108 devlet ve 56 vakıf olmak üzere 164 üniversite arasında yaptığı Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması verileri,

TÜMA-2017’ye göre Uludağ Üniversitesi memnuniyet alan düzeyi bakımından 164 üniversitesi içinde 58. sıradadır, üniversiteler için en iyi ve iyi kriteri ilk yirmi kabul edildiğine göre Uludağ Üniversitesi iyi bile değildir.

Uludağ Üniversitesi “öğrencilerin genel memnuniyet düzeyleri” sıralamasında devlet üniversiteleri arasında 2016 yılında 28 sırada iken 2017 yılında 33. Sıraya gerilemiştir. Yine tüm üniversiteler içinde 2016 yılında 50. Sırada iken 2017 yılında 58. Sıraya gerilemiştir.

Öğrencilerin ‘kurumun yönetim ve işleyişinden memnuniyeti’ sıralamasında 164 üniversite içinde 2016 yılında 71. Sırada 2017 yılında 80 sıraya gerilemiştir. Aynı araştırmada en göze çarpan değerlendirme öğrencilerin “kişisel gelişim ve kariyer desteği” sıralamasında 2016 yılında 48. Sırda iken 2017 yılında 68. Sıraya gerilemesidir.

Uludağ Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi uluslararası üniversite araştırmalarına göre dünya sıralamasında hızla geriye gitmektedir. Uludağ Üniversitesi 2011-2012 yılında 510. sırada iken 2016-2017 yılında 866. sıraya gerilemiştir. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi 2011-2012 yılında 862. sırada iken 2016-2017 yılında 1157. sıraya gerilemiştir.

Uludağ Üniversitesi’ne Öğretim Üyesi düzeyinde yaptığı ve yapamadığı atamalar üniversite camiasında infiale yol açmış ve basına yansımıştır. Liyakatsiz kişileri iktidar milletvekili, bakan yakını oldukları için üniversite dışından getirilerek kadroya atarken, kurumda çalışan ve kadro bekleyen liyakat sahibi kişileri ise bekletmektedir. Rektör Ulcay, Ziraat Fakültesinde yaptığı bir toplantıda öğretim üyelerinin gösterdiği tepkiler karşısında, iktidarın bakan ve milletvekillerinden gelen atama taleplerini karşılamak zorunda olduğu, ayrıca önceki rektörler kullanmamış olsa da 12 Eylül darbe yasasının Rektörlere vermiş olduğu yetkileri kullanma hakkı bulunduğu yönünde konuşma yapmıştır.

          Rektör Ulcay’ın birçok icraatı bu konuşmasını doğrulayan niteliktedir. İzleyen örneklerde, Rektör Ulcay’ın atanmışları aracılığıyla farklı fakülte ve yüksekokullarda sergiledikleri kadrolaşma, usulsüzlük ve beceriksizliklerinden en çarpıcı olanları özetlenecektir.

Tıp Fakültesine, ihtiyaç ve talep dışında, keyfi kadro ilanı verilmiş ve dışarıdan öğretim üyesi getirilme yoluna gidilirken ihtiyaç olan bilim dallarına kadro verilmemiştir. Bir bilim dalında ise verilen ilana göre sınava giren ve yeterli bulunan adayın, son anda rektör tarafından ataması yapılmamıştır.

Sağlık Bilimleri Enstitüsüne sağlık alanında lisansüstü eğitimi olmayan bir kişi teamüllere aykırı olarak müdür atanmıştır.

Halk Sağlığı ve Göz Hastalıkları gibi ana bilim dallarına, ihtiyaç olmadığı halde, yandaş profesör kadrosu ilanı verilmiştir.

Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’na tıp doktoru olmayan ve uzman olmayan, üstelik de Yabancı Dil Yeterlilik Belgesi olmayan bir biyolog, Tıp Eğitimi Ana Bilim Dalına ise bir hemşire atanmıştır. 

Uludağ üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi laboratuar test sayıları çizelgesinde Ağustos 2016 ve Eylül 2016 dönemlerine ait sağlık hizmeti sunumu engellendiği için bazı testler hiç yapılamamış yada işlem sayısı sıfıra yakındır.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi JCI Akreditasyon belgesini Ulcay döneminde kaybetmiştir.

Rektör Yusuf Ulcay’ın Tıp Fakültesi’ne mesleki ve akademik açıdan yetersiz kişileri atamaya çalışması, sunulan Sağlık Hizmeti ve Eğitim Kalitesini düşürmüştür. Tıp Fakültesi Hastanesi eski saygınlığını giderek yitirmektedir. 

Mevcut durumda Uludağ Üniversitesinde, uzun süre kadro bekleyen ve Rektör Ulcay’ın uygulamalarından rahatsız olan çok sayıda öğretim üyesi istifa etmiş ya da emekli olmuş durumdadır. Şu an özellikle Tıp Fakültesinde Rektör Ulcay’ın uygulamalarından rahatsız olan ve istifanın eşiğinde bekleyen çok sayıda Öğretim Üyesi mevcuttur.

Veteriner Fakültesinde profesörlüğü için kadro bekleyen bölüm öğretim üyelerine ilan edilen ve özel şartla adrese teslim kadro düzenlemesi için ses çıkarmamaları ve kabullenmeleri yönünde uyarı ve baskı uygulanmıştır.

Fakülte içinde bölüm başkanlığı için tüm öğretim üyeleri tarafından oy birliği ile seçilen ve önerilen öğretim üyesinin ataması baskı ile geri çekilmiştir.

Her iki konu da yargıya taşınmış durumdadır.

Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümüne dışarıdan yapılan üç atamayı Bölüm Başkanı çıkan ilandan öğrenmiştir. Bahçe Bitkileri Bölümünde,  bölüm görüşü alınmadan ve kadro ilanı yapılmadan bir dayatma biçiminde yapılan atama kararına Bölüm Akademik kurulu olumsuz görüş vermiştir. Bu olumsuz görüşe rağmen atamanın gerçekleşiyor olması Bölüm ve yönetim (dekanlık) arasında sıkıntılara yol açmıştır.  27.12.2017 tarihinde Rektörün katılımıyla yapılan Fakülte Kurulu toplantısı gergin geçmiştir.

 “Öğrenci şikâyeti” bahanesiyle, muhalif öğretim elemanları hakkında sıklıkla soruşturmalar açılmaktadır. YÖK tarafından fakülteye tahsis edilmiş olan kadroların zamanında ve gereğince değerlendirilmemiş olması nedeniyle, bazı öğretim elemanlarının özlük hakları zarar görmüş, kadro sorunları çözümlenmemiştir. 

Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı, her parayı verenin kabul edildiği ve giderek artan sayıda öğrenciyi kapsayacak biçimde sürdürülmektedir. Program geçen yıl 2000 küsür öğrenci ile sürdürülmüştür. Programın kalitesizliğinin sadece bir yönü bu değildir, uygulama listesinde alan öğretmeni ve uygulama öğretmenleri arasındaki tutarsızlıklardır. Birkaç örnek vermek gerekirse Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin öğretmenlik uygulamasını Müzik eğitimcileri, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin öğretmenlik uygulamasını Okul Öncesi eğitimcileri, Metal Teknolojisi öğretmenlerine öğretmenlik uygulamasını Alman Dili eğitimcileri yaptırmaktadır.

Eğitim Fakültesi İnşaatı 2002 yılında yapılmış ve henüz 15 yıllık yeni bir bina olan B blokta, , neye göre alındığı belli olmayan bir kararla, tüm pencere çerçeveleri değiştirilmiştir. Bununla aynı tarihlerde, Resim Öğretmenliği bölümünde, grafik programında kullanılan baskı makinesi, fakülte dekanının biten kartuşu parasızlık gerekçesiyle doldurtmaması nedeniyle bozulmuş ve hurdaya çıkmış durumdadır.

Teknik Meslek Yüksekokulunda Elektronik teknisyenliği, Bilgisayar, Grafik ve Elektrik bölümlerinde, mevcut öğretim elemanları ders bulmakta zorluk çekerken, bu bölümler hiç ihtiyaç belirtmedikleri halde, bölümün bilgisi dışında dört öğretim görevlisi atanmış bulunmaktadır.

Burada verilen örnekler dışında, Uludağ Üniversitesinin diğer Fakülte ve kurumlarında da benzer sıkıntılar yaşanmakta, Rektör Ulcay’ın fakültelerin ve bölümlerin gereksinimlerini ve taleplerini dikkate almayan, iç barışını, huzurunu bozan uygulamaları sürmektedir. Rektör Ulcay’ın göreve geldiği tarihten bu yana tanık olduğumuz bu keyfi ve yanlış uygulamalarına “artık yeter!” demenin zamanı çoktan gelmiş, geçmektedir. Uludağ üniversitesi hastanesinde ve diğer Fakülte ve kurumlarında örgütlü kamu emekçisi sendikaları konfederasyonuna bağlı (KESK) Eğitim sen ve SES Bursa şubeleri olarak, bu usulsüzlüklere set çekmek için mücadele etmeye kararlı olduğumuzu siz değerli basın mensuplarına ve kamuoyuna duyurmak istedik.  Konunun takipçisi olacağız ve her türlü mücadeleden geri durmayacağız. 

 

Son söz olarak,

Toplum ve doğa yararına bir üniversite talebimizi haykırmak istiyoruz.

Akademi biat etmez,

Üniversiteler bizimdir,

Ulcay gidecek biz kalacağız,

Yaşasın örgütlü mücadelemiz.

 

 

 

Eğitim Sen Bursa Şubesi                              SES Bursa Şubesi

 

Benzer İçerikler

Bülten

En Üste Çık